Bu yazımızda sizlere Amsterdam’da Gezilecek Yerler hakkında bilgilendiriyor olacağız.
Amsterdam Central Station – Amsterdam Merkez Tren İstasyonu
Amsterdam’da gezilecek yerler arasında ilk olarak akla Amsterdam Central Merkez İstasyonu gelir.Tüm Avrupa şehirlerinde istasyonlar şehrin giriş kapısı gibidir. Amsterdam Central İstasyonu da eski limanın önünde şehrin girişi gibi durduğu için Amsterdam gezimize Amsterdam Merkez Tren istasyonunun önünden başlıyoruz. İnşasına karar verilmesi varlığını deniz ticaretine borçlu olan kent açısından zor olacaktı.1889 yılında açılan Amsterdam İstasyonu Dam Meydanı’na kadar uzanan Damrak Caddesi’ne hakimdir. 8687 adet ağaç kütüğü ile desteklenen Amsterdam Central İstasyonu üç yapay adanın üstüne imar edilmiştir. Amsterdam Central İstasyonu 19.yy mimarisinin önemli eserlerinden birisidir. Bu görkemli binayı Neo-Klasik tarzda Mimar PJH Cuypers yapmıştır ki kendisi aynı zamanda Rijks Müzesinin de mimarıdır.
Her gün ortalama 1500 tren 250.000 kişi Amsterdam Central İstasyonu’na gelip gitmektedir.
Oude Zijde
Amsterdam’da gezilecek yerler listemizde Amsterdam Central Station dan sonra Eski Merkez olarak bilinen Oude Zijde bölgesi var. Amsterdam’ın en eski bölgesinde hala ortaçağ sokaklarında yürüyebilirsiniz. Eski Amsterdam şehri, 1300’lü yıllardan kalma Oude Kerk’in (Eski Kilise) etrafına inşa edilmiştir. Amsterdam’ın bu bölümünde her taş bir hikaye anlatır!
Bu durum , şehrin tam kalbinde bulunan Eski Merkez Oude Zijde bölgesini konaklamak için de çekici yapar.
Saint Nicholas Basilica (St.Nicholas Kilisesi)
Eski Amsterdam Bölgesi içinde mutlaka görülmesi gereken bu kilise Amsterdam Merkez İstasyonu’nun yakınında yer almaktadır. Denizcilerin koruyucu azizi Sint Nicolaas’ın anısına Adrianus Bleys tarafından tasarlanmış ve 1887 de tamamlanmıştır. Sint Nicolaas Kilisesi kare sütünları, köşeli kemerleri ile eski limanda anıtsal bir yapıya sahiptir. Saint Nicholas kilisesinde Hz İsanın Çarmıha giden yolculuğunu ifade den betimlemeler var.
Ağlama Kulesi
Başlangıçta 1487’de savunma amaçlı inşa edilmiş ve ortaçağ Amsterdam şehir duvarının bir parçası olarak kullanılmıştır.Söylentiye göre kulenin adı denize açılan erkeklerini uğurlamak için kuleye çıkan gözü yaşlı kadınlardan gelir.Birçok hüzünlü vedaya sahne olan bu kule günümüzde kafe restaurant olarak hizmet vermektedir.
Armburg Köprüsü
Amsterda’ın orta bölgesinde kanallar üzerinde birçok küçük köprü var. Armburg Köprüsü benim favori fotograf noktalarimdan biri.
Red Light District
Amsterdam Red Light District dünyaca ünlü bir semttir. Birbrini kesen dar sokaklardan oluşan mahallede sıra sıra genelevler dizilmiştir. Kırmızı Neon ışıklarıyla Amsterdam’ın simge bölgelerinden biri haline gelen Red Light District turistlerin ilgisini çekmektedir.Hollandalılar buraya çok ilgi olmasından dolayı farklı sağlık sorunlarının üstesinden gelebilmek için Red Light’i yasallaştırılmış ve denetim altına almıştır. Bu bölgede ayrıca mağazalar ve restoranlar ile barlar da bulunuyor. Genelevlerin fotoğraflarını çekmenin yasak olduğu bu bölgenin günümüzde başka bir merkeze taşınması da gündemde.
Oude Kerk
Red Light bölgesinde Amsterdam’ın en eski yapılarından birisi olan Oude Kerk (Eski Kilise) de yine ziyaret edilebilir.
Oude Kerk Amsterdam’ın en genç sanat kurumlarından biri. Kurulduğu günden bu yana yedi yüzyıl içinde, kilise Avrupa’nın en heybetli Gotik dini yapılarından birine dönüşmüştür.1578 Alterasyon Döneminde Amsterdam Eski Kilise’si tahrip edilmişse de korunmuş olan yaldızlı tavan ve vitray pencereler görülmeye değerdir.
De Waag
Otantik yapısıyla dikkat çeken De Waag Nieuwmarktta bulunur.Bir zamanlar şehrin giriş kapısı rolünü üstlenmiş olan bu bina,loncalara hizmet etmiş,tartı evi,müze olarak kullanılmış isede günümüzde restaurant,bar olarak hizmet vermektedir.Tarihte meşhur idam tiyatrolarının yapıldığı Nieuwmarkt meydanı 15.yy dan itibaren pazar yeri olarakta kullanılmıştır. Nieuwmarkt’ta her pazar geleneksel Amsterdam Antika Pazarı kurulur.
Damrak Caddesi
Günün hemen her saati canlı olan bu cadde araç ve yaya trafiğinede açıktır. Alışveriş için keyifli bir zaman geçirebilir, istediğiniz her şeyi rahatlıkla bulabilirsiniz. Dam ismi Amstel Nehrinde’ki Barajı ifade eder. Rak, düz bir kanal veya nehir için eski bir Hollandaca terimdir. 1672 yılına kadar Damrak, Amsterdam’ın en yoğun kanalıydı. Gemiler, dünyanın dört bir yanından gelen malları boşaltmak ve gemiye almak için Baraj meydanına kadar – rıhtımlarına yanaşırdı.Sonraki süreçte kapatılarak büyükbir cadde haline getirilmiştir.Bu cadde de Dam Meydanına az bir mesafe kala Body Worlds Müzesi ve sonrasında Hollanda denizciliğinden yansımaların görülebileceği Grootste Amsterdamse Moziek Oersoep Pasajını görebilir ve fotoğraf çekimi için tercih edilebilirsiniz.
Damrak Caddesi üzerinden Dam meydanına giderken solda eski borsa binası Beurs van Berlage ve alışveriş tutkunları için De Bijenkorf gezilebilir.
Dam Meydanı
Dam Meydanı, Amsterdam’da gezilecek yerler listemizde ilk sırada yer alan bir yerdir .13.yy’da inşa edilmiş ilk barajın bulunduğu, şehre ismini veren Amstel nehri boyunca kurulu meydandır.Bu meydan bir zamanlar büyük bir balık pazarıydı. Gösterişli bir meydan olmasada Amsterdam’ın bel kemiği Dam Meydanıdır. Amsterdam’ın önemli aktiviteleri,protesto gösterileri bu meydanda gerçekleşir. Dam Meydanı devasa Koninklijk Paleis (Kraliyet Sarayı), Nieuwe Kerk(Yeni Kilise) ve birçok ünlünün balmumu heykelinin bulunduğu Madam Tussauds müzesi ile turistler için önemli bir cazibe merkezidir.Dam Meydanı’nın tam karşısında bir Ulusal Anıt bulunmaktadır. Beyaz travertenden yapılmış bu anıt 1956 yılında 2.Dünya Savaşında hayatını kaybedenler anısına dikilmiştir.
Bloemenmarkt (Çiçek Pazarı)
Bloemnmarkt Amsterdam çiçek pazarında en popüler çiçek hiç şüphesiz lalelerdir. Amsterdam Bloemen Markt çiçek pazarında mis gibi kokan çiçekler arasında dolaşırken hediyelik eşya satın alabilirsiniz. Pazar kurulduğunda çiçekler kanallar yoluyla şehre getirilmekteydi. Şu an kanal yoluyla değil karadan ulaşım sağlanmaktadır. Burada alışveriş yapacaksanız fiyatlar gayet uygun.
Begijnhof
Bir ibadethane olarak Katolik Kardeşliği için 1346 yılında inşaa edilmiştir. Rahibe olarak yaşayan bu kadınlar kaldıkları odaların ücreti karşılığında yoksulları eğitip, hastalara bakmıştır. Yeşilliklerin etrafına dizilmiş sıra sıra evleri vardır. Amsterdam’ın en eski evi No:34 buradadır. 1420 yılından kalma bu evin yan duvarında konusu İncil’de geçen plakalar görülmeye değerdir.
Waterlooplein
Waterlooplein 1882’de Yahudi Mahallesi ortasına kurulmuştur. Waterlooplein’in kuzey ucuna bir pazar kurulur. Tezgahlarda heykelcikler, biblolar, kıyafetler vs bulunur.
Rembrandt Plein (Rembrandt Meydanı)
Rembrandt Meydanı adından da anlaşıldığı gibi adını 17.yy da yaşamış ünlü flemenk ressam Rembrandt Harmenszoon Van Rijn’den almıştır. Meydan’ın ortasında ki heykel Rembrandt’ın heykeli’dir.
Bu Meydan eskiden bir tereyağı pazarıydı. Adı Botermarkt’ı. Meydan’da yer alan Butter Market’e (Tereyağı Marketi) uğrayabilirsiniz.
Amsterdam’da turistlerin en çok ziyaret ettiği yerler arasında olan Rembrandplein özellikle geceleri çok canlı ve hareketlidir. Araç trafiğine kapalı olan bu meydanda küçük oteller, eğlenceli kulupleri, müzik etkinlikleri ve çeşitli sokak gösterileri yapılır. Amsterdam gezisi esnasında dinlenmek için mola verebileceğiniz bir yer burası. Açık alan harici De Kroon Kafe Bar iç mekanı ve Rembrandt Meydanına hakim balkonuyla sizi büyüleyecek.Gece Kulübüne gitmek isteyenler Escape Gece kulübüne takılabilir.
Museumplein (Müzeler Meydanı)
Amsterdamlılar özellikle Altın Çağ dönemine ait eserlerin sergilenmesi ve korunması için Museumplein Müzeler Bölgesini inşa etmişlerdir.Sonraki dönemde bu bölgeye yeni müzelerde inşa edilmiştir. Museumplein Bölgesinde Amsterdam’ın Müzeleri’nin ağırlıklı olarak bulunduğu 4 önemli müzeyi gezmeden Amsterdam’dan ayrılmayın. Müzeler birbirine bir kaç dakika yürüyüş mesafesinde.
Rijks Museum (Rijks Müzesi)
Museum Plein Müzeler Bölgesinde görülmesi gereken ilk müzedir. 1885’de Amsterdam Tren İstasyonunun’da mimarı Pierre Cuypers tarafından inşaa edilmiştir. 8.000’i aşkın sanat eseri ile heykeller, Hollanda Denizciliği’ni anlatan gemi maketleri, antik kolleksiyonlar, kıyafetler, Delftware (Delft Çinisi) ve tabiki Hollanda’nın en önemli sanat kolleksiyonlarını görebilirsiniz. “Işığın ve Gölge’nin Ressamı” olarak bilinen Rembrandt’ın en meşhur eserlerinden ‘The Night Watch’(Gece Devriyesi) ve Johannes Vermer’in, The Milkmaid (Sütçü Kız) en nadide görülebilecek eserler’dir. Giriş 19 Euro’dur. 18 yaş altı için giriş ücretsizdir. Ayrıntılı bilgi için https://www.rijksmuseum.nl/en/tickets/articles
Van Gogh Müzesi
Van Gogh Müzesi meydana 1973 yılında eklendi.Van Gogh yaşadığı dönemde kıymeti blinmeyen sanatçı 1890 yılında ölmüştür. Van Gogh’un kardeşi ünlü galerici Theo sanatçı’nın 200 resmi ile 500 çizimini topladı ve bu müzedeki kolleksiyonu oluşturdu. Van Gogh Müzesinde sanatçının kendi portre çalışmaları hariç Arlesteki Yatak Odası ,Günebakanlı Vazo,Buğday Tarlasındaki Kargalar gibi başlıca eserleri görülebilir.Cuma akşamları ana salonu canlı DJ performansı sunan bara dönüştürülür. Giriş 19 Euro’dur. 18 yaş altı için giriş ücretsizdir. Çocuklar için atölye çalışmaları yapılmaktadır. Ayrıntılı bilgi için https://www.vangoghmuseum.nl/en/plan-your-visit/ticket-prices
Coster Diamond Müzesi
Coster Diamond Müzesi ücretsiz gezilebilir. Değerli taşların sınıflandırılmasından bir pırlantanın işleyişi aşamalarına kadar herşey görebilir, Müzede keyifli dakikalar geçirebilirsiniz. Bir kaç bina yanında ise Elmas müzesi yer alır.
Stedelijk Müzesi
Stedelijk Müzesi Dünya’nın en çok konuşulan ulusal modern sanat ve tasarım müzesidir. 1895 yılında açılan bu bina 90.000 esere ev sahipliği yapmaktadır.Stedelijk Müzesinde Mondriaan gibi, 20. yüzyılın Hollandalı sanatçılarının önemli eserleri bulunuyor. Chagall, Cezanne, Picasso, Matisse, Pollock, Warhol ve diğer sanatçıların sanat eserlerini keşfederek hayran kalabileceğiniz bir müze.Yenilenen bina küvet e benzer kanadıyla dikkat çekmektedir.Giriş 18.5 Euro’dur. 18 yaş altı için giriş ücretsizdir.
Unutmadan, meydan’da her türlü kokteyl’in tadına bakabileceğiniz (Türkiye’de Şirince’de ki gibi) House of Bols’a da (Kokteyl Müzesi) uğrayabilirsiniz.
Vondelpark
Kentin ileri gelenleri tarafından 1865yılında 8 hektarlık bir arazi satın alınarak İngiliz usülünde peyzajı yapılarak açılmıştır1867 yılında Flaman şair Vondel’in heykelinin yapılması üzerine park Vondelpark olarak anılmıştır.1877 de genişletilen parkı yılda 10 milyondan fazla kişi ziyaret etmektedir. Vondelpark köpeklerini gezdirmeye gelenlerden, koşu yapanlara, ufak göllerin ve kırlık alanların tadını çıkarıp dinlenenlerle doludur. Sincaplar, kirpiler, inek, keçi, koyun sürülerine rastlaybilrsiniz.Vondelpark’ta Haziran başı, Ağustos sonu; tiyatro, müzik ve çocuklar için gösteriler yapılır.
Leidspleın
17.yy’da üç ana kanalın büyük ölçüde genişletilmesi ile başlamış burada ki yapılaşma.Gece hayatı açısından Amsterdam’ın en renkli yerlerinden biridir. Burada birçok sinema ve canlı müzik dinleyebileceğiniz mekanlar bulunur. Bu bölgede gündüzleri kafelerde oturanlara, sokak şarkıcılarına ve müzisyenlere rastlayabilirsiniz. Gençlerin buluşma noktası burası.
American Hotel (Amerikan Otel), Eski Kent Yetimhanesi, Altın Kavis boyunca demirlenmiş tekneler, Het Grachtenhuis (Gösterişli Kanal Evi), Antika merkezine dönüştürülen Antiekcentrum; Hollanda’nın en geniş sanat ve antika koleksiyonu, Houseboat Museum (Houseboat Müzesi) bulunur. De Melkweg (Samanyolu) bir multimedya merkezi olup günümüzde canlı müzik, sinema, tiyatro, dans gösterileri yapılmaktadır. Amsterdam Roots Festivali her yıl Haziran sonunda müzikleri ve filmleri ile burada yapılır.
Jordaan Civarı
Jordaan bölgesi kendine özgü havasıyla harika bir atmosfere sahip.Evlerin arasında bulunan mağazalarda moda giysiler, kahverengi kafeler, barlar bulunmakta. Jordan’da Anne Frank’in Evi, Piano Müzesi ve Noodermarkt Pazarı bulunuyor. Jordan bölgesinde siluetiyle dikkat çeken 7,500 kg ağırlığında’ki Amsterdam’ın en ağır çanına sahip olan Westkerk Kilisesi’ni gezip kulesinede çıkabilirsinizNoodermarkt’da pazartesi günleri Noodermarkt Antika Pazarı kurulur. Öğlene kadar açık olan Pazar’da kıyafet, antika ev eşyaları, kitap vs bulunur. Çok büyük bir pazar değil.
Anne Frank Huis (Anne Frank’ın Evi)
Anne Frank 1929 yılında Almanya’da doğmuş Adolf Hitler’in 1933yılında iktidara gelmesiyle ailesiyle birlikte Amsterdam’a gelmiştir. Almanların Hollanda’yı işgal etmesinin akabinde ailesiyle birlikte 25 ay bir evde saklanan Anne Frank bu evin ihbar edilmesi sonucunda Nazi Bergen Kampına gönderilmiş ve Mart 1945’te trajik bir şekilde hayatı sonlanmıştır. 16 yıllık kısa ömründe o döneme ışık tutacak çok fazla şey yazmıştır. İkinci Dünya Savaşı sırasında Yaşadığı ev bugün milyonlarca insanın uğradığı eski bir tüccar evidir. Anne Frank bu evde sadece günlük yazmamış, günlüklerinde deneme ve kısa hikayelere de yer verip takma isimler de kullanmıştır. Kitaba dönüştürülen günlük birçok dilde basılmış ve satış rekorları kırmıştır.Anne Frank’in ailesiyle birlikte saklandığı ev bugün Amsterdam’da hala ziyaretçilere açık.
Giriş 10.50 Euro, 10-17 yaş arası 5,50 Euro.Ayrıntılı bilgi için https://www.annefrank.org/en/